Basını takip edenler bilirler. Ayşelerimiz birdi iki oldular. İkinicisi biraz yetenekli cinsinden hem de! Karikatür falan çizebiliyor.. Ayşe Arman ve Ayşe Aral'dan bahsediyorum. Bu hamfendiler Hürriyet gazetesinin biri eski biri yeni olmak üzere çiçekleri olmuş durumdalar. Yeterince böcek vardı zaten gezetede, çiçek olmasına diyeceğimiz yok, olsun tabi.
Lakin yazılarını denk getirip bir kaç kere okumuşluğum var. Ya bana hep benzer yazılar denk geliyor yahut bu bayan insanları yazıları dizlerinde laptop, Marmaris, Fethiye, Antalya civarlarından, zaman zaman Dubai, Venedik gibi fantastik diyarlardan falan yazıp yolluyorlar gazeteye. Yazılarında haberi geçtim fikir namına zerre birşey yok. İçerik basit; önce kaldıkları otelin diskosunu, spasını, havuzunu, personelini evire çevire bir elden geçirirler. Ne yediler ne içtiler nasıl da eğlendiler ballandıra ballandıra anlatırlar. Benim gibi 2 senedir bırak tatile çıkmayı ayağını denize sokamamış garibanlarda önce yazıyı okur ardından da sülalesine rahmet. Arman olan Ayşe meslekte artık kariyerli ve tecrübeli. Pişmiş yani.. Artık işin fantazisine kaçmaya başlamış, deli dolu, cin fikirli, kabına sığmıyor, değişik atraksiyonlara girmek istiyor. Eee napsın, Ayşe kızımız(yaşım itibariyle ablam olur gerçi) haşemaları çekmiş gitmiş bir islami otele oradaki hayatı inceliyor. Hatta kendisi mutasıp kalmış o haşemayla kadınlar havuzunda üstsüzleri görünce, vah vah.. Yiğidi öldür hakkını ver yazısında tek beğendiğim noktalardan biri empati yapmak istemesi ama yine de layıkıyla becerememesi. Bununla da yetinmemiş Ayşe ablamız, tesettürlü bir insanın İstanbul hayatını yaşamak istemiş, çekmiş eşarb uzun eteği Nişantaşını adımlamış. Ama durur mu? Durmaaaz Nişantaşında tesettür giyen, Fatih'te de mini giyer deyu, Çarşamba sokaklarını da dekolte elbisesiyle arşınlamaktan geri durmamış.


Burada anti-parantez belirtmek isterim ki mahalle baskısı denilen zırvadan tırsanlar, mahalleliyi de tahrik ve provoke etmemeliler kanımca. Yani ne oluyor Çarşamba'yı boydan boya geçince? Bir tane aklı eksik çıkıp fiziki bir müdahale de bulunmuş olsaydı olayların varacağı nokta hiç te hoş olmazdı cidden.
Konuyu dağıtmadan toparlayıp bitireyim. Benim gözlemlediğim, bu ablalar yurdumuzu ve dünyamızı bucak bucak gezip ne kadar gereksiz bilgi(?) varsa Hürriyet okuyucularına aktarmayı iş edinmişler kendilerine. Gazeteden aldıkları maaşı cidden çok merak ediyorum. Ha birde gazeteci olarak nitelendiriyorlar mı kendilerini o da ayrı bir merak konusu benim için. Ama tatilde yedikleri naneleri inanın zerre merak etmiyorum! Ve satırlarıma burada son veriyorum; Ayşeler tatile çıkmasın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder