Hürriyet Gazetesi'nin internet portalında haberlerin altına okuyucular yorum yapabiliyorlar. Ben de çok uzun zamandır bu gazetenin internet portalını takip ederim, haberlerin yorumlarını da okurum. Ancak Hürriyet'in yorumcularının bir kısmı cidden insanı çileden çıkaracak kadar cahilce ve taraflı olarak yorum yapıyorlar. Bunu zaten benim söylememe gerek yok, ekşi sözlük'te "yaran hürriyet okuyucu yorumları" başlığı almış başını yürümüş durumda. Merak edenler yapılan yorumlardan seçkileri ekşi sözlük'te bulabilir.
Gelelim bana bu yazıyı yazdıran yoruma; haberde kısaca İDO'nun İstanbul - Bursa arası Anadolu yakası bağlantılı seferler başlattığını ve Kadıköy'den Bursa'ya 1 saat 40 dakikada ulaşıldığından bahsedilmiş. Şimdi sevgili yorumcumuzun yorumunu aynen kopyalayıp yapıştırıyorum.
H. A. demiş ki:
Yorumcu METİN BAŞPINAR yanlı yazıyor.Hiç İDO araçlarına binmemiş gibi.Herşeye
maydanoz olmamalı.Halkın çoğu ayakta.Pahalı.Gürültülü satıcılar rahat vermiyor.İstanbul içi teknoloji eski.Hantal,ağır 1920 deki gibi.İDO hala yerinde sayıyor.Karşıya gidip gelmek
bir günümüzü yiyor.İDO üste para vermeli.
Bu yorumu şimdi neresinden tutsak da elimizde kalmasa? İdo'ya defalarca binmiş bir yorumcu kendisi ki bu kadar çok eleştiri yapabilmiş.
*Halkın Çoğu ayakta: Şehir hatlarında bahsediyor sanırım zira deniz otobüslerinde, özellikle şehirlerarası olanlarda ayakta yolcu yok. Şehir hatlarındaysa ezelden beridir yolcular zaten ayakta seyahat ediyor. Bu yeni birşey değil.
*Pahalı: Kime göre pahalı? Ne ile karşılaştırdın? Referansın nedir? Şehir hatları ve özel motorlar aynı tarife üzerinden ücret alıyorlar. Beğenmesseniz motorlara binersiniz. Vapurların pahalı olduğunu nasıl iddia ediyor hayret. Şehirlerarası seyahat ücretlerinden bahsediyorsa bize alternatifini göstermesi gerekir ki, deniz otobüsünün tek alternatifi bildiğimiz otobüstür ve yolculuk süresi yarıdan fazla kısaldığı halde fiyatlar bildiğim kadarıyla aynı.
*Gürültülü: Gider motorun oraya oturursan gürültülü olur tabii. Sana göre belediye otobüsünün tekerlek üstü de çok sarsıcıdır Allah bilir :)
*Satıcılar rahat vermiyor: Şehir hatlarındaki satıcılardan bahsediyor sanırım. Hani şu 5 kalemi 1 liraya satanlardan. Bunca zamandır kullanırım hiç öyle taciz edercesine satmaya çalıştıklarına şahit olmadım. Hatta bazen çok işe yarayan şeyler satanlar da olabiliyor. Ama yine de rahatsız oluyorsa kendi keyfidir, birşey diyemem. Ben rahatsız olmadım hiç.
*İstanbul içi teknoloji eski: Tek kelimeyle yuh. Adamlar gıcır gıcır vapurları ardı ardına hizmete sokuyorlar teknolojinin eskiliğinden dem vuruyor amcam. Envanterdeki en eski vapurlar bile 80'li yılların ortasında yapılmış ve sonrasında defalarca tadilat görmüşler. Hatta İDO bu yeni vapur projesinin girişimi başlattığında kıyamet kopmuştu İstanbul'da vapurumuzu isteriz diye. Öyle olmasa bile biraz nostaljiden kimseye zarar gelmez, ben eski vapurların da yenileriyle hizmette kalmalarını diliyorum aslında. Yani yorumun bu kısmı tamamen düzmece, pes dedirten cinsten.
*Hantal ve ağır, 1920 deki gibi: Neresinden tutayım bilemedim bunu da. Bu amcam 1920 lerde jetlerle seyahat ediyormuş galiba. Ve sanırım hiç seyahat etmeyen birisi kendisi. Vapurları hantal ve ağır buluyorsa, deniz taksi denilen bir hizmet var. Oldukça hızlı ve hiç hantal değil. Ya da dilerse helikopter de kiralayabilir. Başka alternatif düşünemedim.
*İDO hala yerinde sayıyor: Güldürten cahillik diye buna derim işte! İDO dünyanın en hızlı gelişen deniz taşımacılık şirketi ama yerinde sayıyormuş amcama göre. Yahu insan, hadi kitap açıp okumaya üşeniyorsun, hiç değilse bi internete gir, İDO'nun kuruluşundan bu yana nasıl hızla geliştiğine bir bak. İşkembe-i kübradan atıp kendini bu kadar rezil etme..
*Karşıya gidip gelmek bir günümüzü yiyor: Amcam muhtemelen vapurdayken de böyle şikayet etti, kafasına simidi geçirip denize atmışlar bunu. Yüzerek gidip gelmiş karşıya. Ama hızlı yüzücü olmadığı için bütün gününü yemiş tabi akıntıya karşı kulaç atmak. Ya da karşı derken Ege'nin karşı kıyısından bahsediyor. Henüz İstanbul-Atina seferi yok bildiğim kadarıyla İDO'nun. Haa Marmara'nın karşı kıyısı olan Bandırma'ya ben şahsen 2 saatte gidebiliyorum. Gayet lüks, rahat, hızlı, ucuz, oturarak, gürültüsüz, kliması, TV yayını, reviri, ücretsiz wireless interneti, bebek bakım ve emzirme odası, çocuk oyun alanı, özürlü asansörü, cafesi, kitapçısı var. Öyle satıcı falan da yok üstelik.
*İDO üstüne para vermeli: Sizin gibi değerli şahsiyetlerin İDO'yu şereflendirmesine şirketin kayıtsız kalması beni gerçekten üzdü. Bunun için girişimde bulunulmalı ve binişlerinizde nakit olarak takdim edilmeli ödülünüz. Çok haklısınız.
Aşağıda İDO'nun hantal, ağır, 1920'lerden kalma filosunu görebilesiniz diye resmini de koydum




