19 Ağustos 2009 Çarşamba

Hürriyet'in haber yorumcuları

Hürriyet Gazetesi'nin internet portalında haberlerin altına okuyucular yorum yapabiliyorlar. Ben de çok uzun zamandır bu gazetenin internet portalını takip ederim, haberlerin yorumlarını da okurum. Ancak Hürriyet'in yorumcularının bir kısmı cidden insanı çileden çıkaracak kadar cahilce ve taraflı olarak yorum yapıyorlar. Bunu zaten benim söylememe gerek yok, ekşi sözlük'te "yaran hürriyet okuyucu yorumları" başlığı almış başını yürümüş durumda. Merak edenler yapılan yorumlardan seçkileri ekşi sözlük'te bulabilir.
Gelelim bana bu yazıyı yazdıran yoruma; haberde kısaca İDO'nun İstanbul - Bursa arası Anadolu yakası bağlantılı seferler başlattığını ve Kadıköy'den Bursa'ya 1 saat 40 dakikada ulaşıldığından bahsedilmiş. Şimdi sevgili yorumcumuzun yorumunu aynen kopyalayıp yapıştırıyorum.

H. A. demiş ki:
Yorumcu METİN BAŞPINAR yanlı yazıyor.Hiç İDO araçlarına binmemiş gibi.Herşeye
maydanoz olmamalı.Halkın çoğu ayakta.Pahalı.Gürültülü satıcılar rahat vermiyor.İstanbul içi teknoloji eski.Hantal,ağır 1920 deki gibi.İDO hala yerinde sayıyor.Karşıya gidip gelmek
bir günümüzü yiyor.İDO üste para vermeli.

Bu yorumu şimdi neresinden tutsak da elimizde kalmasa? İdo'ya defalarca binmiş bir yorumcu kendisi ki bu kadar çok eleştiri yapabilmiş.
*Halkın Çoğu ayakta: Şehir hatlarında bahsediyor sanırım zira deniz otobüslerinde, özellikle şehirlerarası olanlarda ayakta yolcu yok. Şehir hatlarındaysa ezelden beridir yolcular zaten ayakta seyahat ediyor. Bu yeni birşey değil.
*Pahalı: Kime göre pahalı? Ne ile karşılaştırdın? Referansın nedir? Şehir hatları ve özel motorlar aynı tarife üzerinden ücret alıyorlar. Beğenmesseniz motorlara binersiniz. Vapurların pahalı olduğunu nasıl iddia ediyor hayret. Şehirlerarası seyahat ücretlerinden bahsediyorsa bize alternatifini göstermesi gerekir ki, deniz otobüsünün tek alternatifi bildiğimiz otobüstür ve yolculuk süresi yarıdan fazla kısaldığı halde fiyatlar bildiğim kadarıyla aynı.
*Gürültülü: Gider motorun oraya oturursan gürültülü olur tabii. Sana göre belediye otobüsünün tekerlek üstü de çok sarsıcıdır Allah bilir :)
*Satıcılar rahat vermiyor: Şehir hatlarındaki satıcılardan bahsediyor sanırım. Hani şu 5 kalemi 1 liraya satanlardan. Bunca zamandır kullanırım hiç öyle taciz edercesine satmaya çalıştıklarına şahit olmadım. Hatta bazen çok işe yarayan şeyler satanlar da olabiliyor. Ama yine de rahatsız oluyorsa kendi keyfidir, birşey diyemem. Ben rahatsız olmadım hiç.
*İstanbul içi teknoloji eski: Tek kelimeyle yuh. Adamlar gıcır gıcır vapurları ardı ardına hizmete sokuyorlar teknolojinin eskiliğinden dem vuruyor amcam. Envanterdeki en eski vapurlar bile 80'li yılların ortasında yapılmış ve sonrasında defalarca tadilat görmüşler. Hatta İDO bu yeni vapur projesinin girişimi başlattığında kıyamet kopmuştu İstanbul'da vapurumuzu isteriz diye. Öyle olmasa bile biraz nostaljiden kimseye zarar gelmez, ben eski vapurların da yenileriyle hizmette kalmalarını diliyorum aslında. Yani yorumun bu kısmı tamamen düzmece, pes dedirten cinsten.
*Hantal ve ağır, 1920 deki gibi: Neresinden tutayım bilemedim bunu da. Bu amcam 1920 lerde jetlerle seyahat ediyormuş galiba. Ve sanırım hiç seyahat etmeyen birisi kendisi. Vapurları hantal ve ağır buluyorsa, deniz taksi denilen bir hizmet var. Oldukça hızlı ve hiç hantal değil. Ya da dilerse helikopter de kiralayabilir. Başka alternatif düşünemedim.
*İDO hala yerinde sayıyor: Güldürten cahillik diye buna derim işte! İDO dünyanın en hızlı gelişen deniz taşımacılık şirketi ama yerinde sayıyormuş amcama göre. Yahu insan, hadi kitap açıp okumaya üşeniyorsun, hiç değilse bi internete gir, İDO'nun kuruluşundan bu yana nasıl hızla geliştiğine bir bak. İşkembe-i kübradan atıp kendini bu kadar rezil etme..
*Karşıya gidip gelmek bir günümüzü yiyor: Amcam muhtemelen vapurdayken de böyle şikayet etti, kafasına simidi geçirip denize atmışlar bunu. Yüzerek gidip gelmiş karşıya. Ama hızlı yüzücü olmadığı için bütün gününü yemiş tabi akıntıya karşı kulaç atmak. Ya da karşı derken Ege'nin karşı kıyısından bahsediyor. Henüz İstanbul-Atina seferi yok bildiğim kadarıyla İDO'nun. Haa Marmara'nın karşı kıyısı olan Bandırma'ya ben şahsen 2 saatte gidebiliyorum. Gayet lüks, rahat, hızlı, ucuz, oturarak, gürültüsüz, kliması, TV yayını, reviri, ücretsiz wireless interneti, bebek bakım ve emzirme odası, çocuk oyun alanı, özürlü asansörü, cafesi, kitapçısı var. Öyle satıcı falan da yok üstelik.
*İDO üstüne para vermeli: Sizin gibi değerli şahsiyetlerin İDO'yu şereflendirmesine şirketin kayıtsız kalması beni gerçekten üzdü. Bunun için girişimde bulunulmalı ve binişlerinizde nakit olarak takdim edilmeli ödülünüz. Çok haklısınız.

Aşağıda İDO'nun hantal, ağır, 1920'lerden kalma filosunu görebilesiniz diye resmini de koydum


17 Ağustos 2009 Pazartesi

Championship'in en değerli oyuncusu


Evet tahmin edebileceğiniz üzere Tuncay. 9.8 milyon € bedeli ile aynı ligde mücadele eden Peterborough United ve Scunthorpe United'ın toplam değeri kadar ediyor tek başına.. Bir Galatasaraylı olarak kendisini sevmem ama profesyonel bir futbolcu olarak saygı duyulacak birisi.. Vay be Tuncay sen bu hallere düşecek adam mıydın..

Ayşeler Tatile Çıkmasın!

Basını takip edenler bilirler. Ayşelerimiz birdi iki oldular. İkinicisi biraz yetenekli cinsinden hem de! Karikatür falan çizebiliyor.. Ayşe Arman ve Ayşe Aral'dan bahsediyorum. Bu hamfendiler Hürriyet gazetesinin biri eski biri yeni olmak üzere çiçekleri olmuş durumdalar. Yeterince böcek vardı zaten gezetede, çiçek olmasına diyeceğimiz yok, olsun tabi.
Lakin yazılarını denk getirip bir kaç kere okumuşluğum var. Ya bana hep benzer yazılar denk geliyor yahut bu bayan insanları yazıları dizlerinde laptop, Marmaris, Fethiye, Antalya civarlarından, zaman zaman Dubai, Venedik gibi fantastik diyarlardan falan yazıp yolluyorlar gazeteye. Yazılarında haberi geçtim fikir namına zerre birşey yok. İçerik basit; önce kaldıkları otelin diskosunu, spasını, havuzunu, personelini evire çevire bir elden geçirirler. Ne yediler ne içtiler nasıl da eğlendiler ballandıra ballandıra anlatırlar. Benim gibi 2 senedir bırak tatile çıkmayı ayağını denize sokamamış garibanlarda önce yazıyı okur ardından da sülalesine rahmet. Arman olan Ayşe meslekte artık kariyerli ve tecrübeli. Pişmiş yani.. Artık işin fantazisine kaçmaya başlamış, deli dolu, cin fikirli, kabına sığmıyor, değişik atraksiyonlara girmek istiyor. Eee napsın, Ayşe kızımız(yaşım itibariyle ablam olur gerçi) haşemaları çekmiş gitmiş bir islami otele oradaki hayatı inceliyor. Hatta kendisi mutasıp kalmış o haşemayla kadınlar havuzunda üstsüzleri görünce, vah vah.. Yiğidi öldür hakkını ver yazısında tek beğendiğim noktalardan biri empati yapmak istemesi ama yine de layıkıyla becerememesi. Bununla da yetinmemiş Ayşe ablamız, tesettürlü bir insanın İstanbul hayatını yaşamak istemiş, çekmiş eşarb uzun eteği Nişantaşını adımlamış. Ama durur mu? Durmaaaz Nişantaşında tesettür giyen, Fatih'te de mini giyer deyu, Çarşamba sokaklarını da dekolte elbisesiyle arşınlamaktan geri durmamış.


Burada anti-parantez belirtmek isterim ki mahalle baskısı denilen zırvadan tırsanlar, mahalleliyi de tahrik ve provoke etmemeliler kanımca. Yani ne oluyor Çarşamba'yı boydan boya geçince? Bir tane aklı eksik çıkıp fiziki bir müdahale de bulunmuş olsaydı olayların varacağı nokta hiç te hoş olmazdı cidden.
Konuyu dağıtmadan toparlayıp bitireyim. Benim gözlemlediğim, bu ablalar yurdumuzu ve dünyamızı bucak bucak gezip ne kadar gereksiz bilgi(?) varsa Hürriyet okuyucularına aktarmayı iş edinmişler kendilerine. Gazeteden aldıkları maaşı cidden çok merak ediyorum. Ha birde gazeteci olarak nitelendiriyorlar mı kendilerini o da ayrı bir merak konusu benim için. Ama tatilde yedikleri naneleri inanın zerre merak etmiyorum! Ve satırlarıma burada son veriyorum; Ayşeler tatile çıkmasın...

14 Ağustos 2009 Cuma

Hangi takımın taraftarı daha çok?

Her takımın taraftarı ve yöneticileri kendi takımlarını tutan taraftar sayısının daha çok olduğunu iddia eder durur yıllardır. Bende Galatasaraylı olarak ve tabi taraflı olarak hep kendi takımımın daha çok taraftarı olduğunu iddia ettim ve hala da ediyorum. Aynı şekilde Fenerli arkadaşlar da 25 milyon olduklarını iddia eder dururlar Ali Şen'den beri. Enteresan olan geçen onca zaman içinde Fenerbahçelilerin hala 25 milyon taraftar olduklarını iddia etmesi. Yani hiç artmamış o zamandan bu zamana. Şimdi benim taraftar sayısının fazlalığı hakkında fikir vereceğini düşündüğüm ve kendime kriter olarak aldığım birkaç site var. Bunlar Facebook, Ekşisözlük ve genel olarak takip ettiğim futbol blogları. Bugün rakamları da katmak istedim merakıma ve işte elde ettiğim sonuçlar:
Medyayı takip edenler bilirler, Facebook'ta spor takımları kategorisinde Galatasaray sayfasının kapanmasını ve tekrar açılmasını takip eden 45 gün içerisinde Fenerbahçeyi taraftar sayısında yakalamış ve öne geçmişti. Aradan yaklaşık 1 ay geçti ve aradaki fark ivmesini kaybetmekle birlikte gittikçe açılmaya devam ediyor. Son durum Galatasaray (1.637.678) ve Fenerbahçe (1.459.555) olarak görünüyor. Beşiktaş ise (502.442) ile epey arkadan takip ediyor. Zaten Beşiktaşlıların da bizim daha çok taraftarımız var gibi bir iddiaları yok bildiğim kadarıyla. Onlar külliyattan ziyade keyfiyata bakıyorlar.. Boyu değil işlevi önemli meselesi bir nevi onların derdi.
Ekşisözlük'te de durum farklı değil. Burada kıstas olarak takım başlıklarının altına girilen entry sayısını aldım. Lakin burada tabi önemli bir konuyu göz ardı etmemek gerek. Ekşisözlük'te girilen entryler takımın popülaritesi de doğru orantılı. Yani esasında Galatasaray başlığı altına son zamanlarda yazmış çok sayıda Fenerbahçeli yazar da var. Ben Fenerbahçe başlığı altına yazan Galatasaraylı yazarlarında aynı oranda olduğunu düşünerek direk rakama bakarım dedim ve işte sonuç; Galatasaray başlığı altına 2079 yorum, Fenerbahçe başlığı altına ise 1875 yorum. Beşiktaş başlığı altına ise 1383 entry girilmiş ancak bunların hatırı sayılır bir kısmı Beşiktaş ilçesi hakkında. Yine de altta kalmış.
Son olarak, takip ettiğim futbol bloglarından edindiğim izlenim blog yazarlarını bilmem ancak yorumcularının büyük çoğunlukla Galatasaraylı oldukları. Bugün Aceto'nun 6 büyük ligde kim şampiyon olur diye açtığı ödüllü anketi dolduruken üşenmedim ve hangi takıma kaç yorumcu daha çok şans vermiş oturdum saydım. 200 yorumcudan Galatasaray'a 128, Fenerbahçe'ye 52, BJK'ya 14 e TS'ye 5 yorumcu şampiyon olur demiş. Burada da açık fark atmışız :)
Kıstas olarak aldığım siteler ve olgular garip tabiki. Ama yine de bana bir fikir veriyor. Farklı kıstaslar ve farklı rakamlara ulaşan olacaksa seve seve görmeye hazırım.
 
Free Hit Counter